Seride 4. Yazı *"Hava Kimin? Gökyüzüne Fiyat Biçen Sermaye"**

 Seride 4. Yazı 


*"Hava Kimin? Gökyüzüne Fiyat Biçen Sermaye"**


Bir zamanlar halkın elinde olan toprak, sonra su; şimdi de hava. Kapitalizm, yaşamak için gereken her şeyi önce ölçer, sonra fiyatlandırır, en sonunda da satar. Bugün gökyüzü bile ticaretin konusu haline gelmiş durumda. Bunun adı: karbon ticareti.


Karbon Kredisi Nedir?


Karbon kredisi, bir şirketin belirlenen emisyon sınırından daha az karbon salması halinde "fazla hakkını" başka birine satabilmesi demektir. Yani:


A şirketi 100 birim hakkı olduğu halde 80 birim salarsa, 20 birim hakkını, daha fazla salan B şirketine satar. Bunu bir örnekle açıklamıştım. Fırın hikayesi ile. 


Bu, ilk bakışta teşvik gibi görünebilir ama özünde "kirletme hakkının" alınıp satılmasıdır. Kirleten, parasını vererek doğaya zarar vermeye devam eder.


2022 Karbon Piyasası Verileri:


- Küresel karbon piyasasının değeri 850 milyar doları geçti (Refinitiv, 2023).


- En büyük karbon ticareti AB Emisyon Ticaret Sistemi'nde döner.


- En fazla karbon kredisi satın alan sektörler: enerji, sanayi, havacılık.


Yani iklim değişikliğinin baş sorumluları, şimdi karbon piyasasının da en büyük oyuncuları.


Karbon Pazarı: Yeni Bir Borsa


Bu sistem, doğrudan karbonun metalaşmasıdır. Yani atmosferdeki CO2 miktarı, artık finansal bir değere sahiptir.


-Arz-talep dengesiyle karbon fiyatı belirlenir.


- Karbon fonları, spekülatif yatırım aracı haline gelir.


- Şirketler karbon salımını azaltmak yerine, "kredi alarak" sürdürebilir.


Yani karbon pazarı, iklim krizine çözüm değil, krizi kârla yönetme biçimidir.


Yeşil Sermayenin Yeni Sahası


Bu sistemde kim avantajlıdır?


- Kredi satın alacak gücü olan büyük şirketler,


- Karbon azaltım projeleri yapan danışman firmalar,


- Sertifikasyon şirketleri, denetçiler, yeşil finans kurumları…


Yani iklim krizinin yarattığı yeni piyasa, sermaye için yeni birikim alanı haline getirilmiştir. "Gökyüzü serbest ama salmak parayla" rejimi kurulmuştur.


Marx ve Doğanın Mülkiyeti


Marx, doğanın özel mülkiyet konusu yapılmasına karşı çıkar:


 "Toprak kimsenin malı olamaz. Doğa, tüm nesillerin ortak malıdır."


Bugün hava da aynı kaderi yaşıyor. Sermaye, havayı önce ölçüyor, sonra satıyor. Tıpkı toprağı çitle çevirip "mülk" yaptığı gibi.


Bu bir tür ekolojik çitlemedir. Sınırsız ve ortak olanı, parayla erişilen sınırlı hale getirmektir.


Gerçek Çevre Politikası Nasıl Olmalı?


Karbon ticareti, havayı temizlemez. Sadece kirli havayı "eşit dağıtırmış" gibi yapar.


Gerçek çözüm:

- Salımı azaltmak,

- Üretimi dönüştürmek,

- Doğayı koruma görevini piyasaya değil, topluma bırakmaktır.


Bu da ancak:

- Planlı üretim,

- Kamusal enerji,

- Ekososyalist denetimle mümkündür.


 Gökyüzü Satılık Değildir


Gökyüzü ne borsadır, ne banka. Hava nefesimizdir. Yaşamak bir lüks değil, haktır. Bu hak, karbon karnesiyle değil; kolektif sahiplikle korunabilir.


Kapitalizm, gökyüzünü bile pazarlarken, biz bu göğün altındaki yaşamı birlikte savunmak zorundayız. Birlikte mücadele etmek zorundayız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**