**"Kendini Yargılamak: En Zor Mahkeme"**


**"Kendini Yargılamak: En Zor Mahkeme"**

 “Kendini yargılamayı öğrenmeyen, başkalarının hayatını mahkum etmekte ustalaşır.”


“Kendini yargılamayı öğrenmeyen, başkalarının hayatını mahkum etmekte ustalaşır.”

İnsan, kendi içinin yargıcı olabildiğinde başlar hakikate yaklaşmaya. Dış dünyanın mahkemelerinde suçlu ilan etmek kolaydır; çünkü o mahkemelerde sanık hep başkasıdır. 

Ama içimizde kurduğumuz mahkemede, hem sanığız hem tanık hem de hâkim. Ve işte bu yüzden, kendini yargılamak dünyanın en zor işidir.

Hayat, bize sürekli bir dosya uzatır: “Bu da senin bugünkü eylemin, değerlendir bakalım.” Bazen bir babaya yükselttiğin ses, bazen bir âşığa verdiğin kırgınlık, bazen de bir devrime geç kalmışlığın yer alır o sayfalarda. 

Ailede öğrendiğimiz adaletsizliği dünyaya kusarız bazen, sevgilimize annemizin eksikliğini, çocuğumuza babamızın suskunluğunu yükleriz farkında olmadan. 

Ve tüm bunlar, bizi özgürlük diye haykıran ama geçmişin zincirleriyle hâlâ tutsak kalan insanlar yapar.

İnsan mücadele eder. Sadece dışarıdaki kötülüğe karşı değil, içindeki ikiyüzlülüğe de karşı. Çünkü adalet istemekle adil olmak arasında, özgürlük istemekle özgür bırakabilmek arasında bir uçurum vardır. 

Sevdiklerini sahiplenmek değil, özgürce sevebilmek, en çok da gidebilme hakkını tanıyabilmek gerekir. Ama biz çoğu zaman, “sen bana aitsin” demeyi sevmek sanır, “beni terk ettin” diyerek suçlamayı haklılık zannederiz.

Ve o mahkemede, içimizde bir ses sorar: “Gerçekten sevdin mi, yoksa sadece sahip olmak mı istedin?”
Bir başka ses ekler: “Gerçekten adil miydin, yoksa sadece intikam mı almak istedin?”

İnsan en çok da bu sorularla yalnız kalır.

Kendini yargılayabilen bir ruh, başkasını kolayca suçlamaz. Bilir ki her yargı, biraz da kendi acısının yankısıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**