** "BOYKOT NEDEN BU KADAR KORKUTTU?" **

 ** "BOYKOT NEDEN BU KADAR KORKUTTU?" **


Çünkü mesele alışveriş değil, halkın alışkanlıkları değişiyor. Korku duvarları çökmeye başladı. İsyan büyüyor. Panikten bakan alış veriş yaparken milli ve yerli diye yabancı menşeili ürün koyuyor sebetine. Çünkü yerlisi yok. 


Suyunu, toprağını, yaylasını, ormanını, denizini yabancı sermayeye peşkeş çekmiş, onlara tüm ülkenin geleceğini teslim etmiş bir hükümet Hamasetten başka hiç bir şekilde açıklanamayacak boykot kırma sloganı tutturmuş. 


Neredeyse elinde son kalan kurumlarını da "varlık fonu" dedikleri torbaya doldurmuşlar onu da kredi karşılığı teminat vermişler. Hala yerli ve milli. Nasıl kırkmasınlar artık. Kral çıplak birileri bağırmaya başladı. 


Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre Türkiye’de kredi kartlarıyla günde yaklaşık 52 milyar TL harcanıyor. World Pay Global’e göre bu sadece yüzde 70’i. Yani toplamda bir günde yaklaşık 74 milyar TL’lik alışveriş yapılıyor.


Şimdi diyelim ki boykot gerçekten çok etkili oldu. Harcama yarıya indi. 37 milyar TL gitti. Bugünkü kurla kabaca 950 milyon dolar.


Çok büyük geliyor değil mi?

Aslında değil.


Bu verileri, kıymetli Hakkı Taşdemir abimizin yazıdından öğrendik. Devamını da o gösteriyor zaten:

İmamoğlu davasında dövizi zıplatmamak için 30 milyar dolar harcadılar.


Yani?


Boykotun ekonomiye verdiği “zarar” o 30 milyarın yanında devede kulak değil, devenin tüyü bile değil.


Peki neden bu kadar korktular?


Çünkü mesele para değil.

Çünkü mesele ekonomi değil.

Çünkü mesele alışverişin azalması değil.

Mesele: halkın birlikte davranması.


Bunu görünce paniklediler. Alelacele mahalle muhtarlarını, kaymakamları, zabıtaları, bekçileri, sosyal medya troll’lerini göreve çağırdılar. “Aman çocuklar, bu boykotu durdurun!”


Ama olmadı.

Çünkü halk ilk kez “yalnız değilim” hissine bu kadar yaklaştı.

Çünkü ilk kez çağrıya karşılık verip, kapısını kapatan esnaf gördü. 

Çünkü ilk kez tek tek değil, hep birlikte hareket etti.

İşte bu yüzden korktular.


Onlar ise her zamanki gibi “milli ve yerli” pelerini giydi. Çünkü nadıl olacak ? Bu kitle hep bu söylemlerle tutuldu “Hainler, dış mihraklar, vatanı satıyorlar!”


Sloganlar aynı, kelimeler sınırlı.Zaten kelime dağarcıkları da 10’u geçmiyor. Onun da beşi küfür.

Olmadı mı? 11. kelimeyi cebinden çıkarıyorlar: bıçak. Trabzon’da olduğu gibi.


CHP’nin imza standına saldıran şahıs, resmi kayıtlara göre aranan biri. Ama Trabzon’un en işlek caddesinde elini kolunu sallayarak “görevini” yaptı.

Arkasındaki “güç” onu dışarda tuttu şimdiye kadar. Cesareti oradan aldı.


Trabzon linç kültürü geçmişine sahip bir kent. Pek çok olay böyle küçük provokasyon ile büyümüştü. Ama bu kez aynı şey yaşsnmadı. Aksine öfke olayı çıkartana yöneldi. 


Sonra peşi sıra gelen açıklamalar. Birlik ve beraberlik söylemleri. Eğer olay tersinden olsaydı halkı galeyana getiren ülkenin huzurunu kaçıranlar halktan tepki aldı olacsktı. Sanki yerel bir gazetenin başlığını gördüm gibi.


Ama istenilen olmadı. Bu kez tutmadı. Ters tepti. 

O bıçak, Trabzon’da karakolun önünde öfke oldu.

Gecesinde sokaklarda sel oldu, aktı.

Yani: yemedi.

Korkutamadılar.


Belki daha ağırını deneyecekler. Bu kez daha merkezi bir yerde. Belki daha sert saldırılar gelecek. Gördük bınları çünkü. 


Ama şunu unutmasınlar: Korku duvarı yıkıldı artık.

Halk bir kez birleşmenin tadını aldı. Artık geri dönüş yok.


Ve şunu da unutmasınlar:

Örgütlü bir halkı hiçbir şey yenemez.


Artık kimse marketteki fişe değil, birlikte tutulan elin gücüne bakıyor.


Çünkü bu boykot yalnızca bir gün süren bir ekonomik tepki değil. Artık mesele sadece “boykot” değil.

Mesele: birlikte yaşanacak başka bir hayat mümkün mü?

Cevap: evet.

Umut: diri.

İktidar: gidecek.

Kesin bilgi. Yayalım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**