**"İslam Dünyası Bayramı Hak Ediyor mu?"**
Bir bayram yazısı...
**"İslam Dünyası Bayramı Hak Ediyor mu?"**
Yine bir bayram.
Gazze’de çocuklar çamurla değil, molozlarla oynuyor. Suriye’de bayram şekeri yerine bombalar dağıtılıyor.
İran’da kadınlar bayram sabahı saçlarını saklıyor, Afganistan’da kız çocukları kitap kokusunu hâlâ bilmiyor.
Yemen’de anneler, çocuklarına bayram kıyafeti alamadığı için değil, onları artık giydirecek bedenleri kalmadığı için ağlıyor.
Ama olsun, biz yine de “bayram mübarek olsun” diyelim. Bayramın kime mübarek olduğu konusu ise hâlâ muamma.
Kur’an “Oku” diyor, biz “okuma, itaat et” diyoruz. Düşünenlere fitneci, soranlara kafir, farklı inananlara sapkın diyoruz. Sonra da barış niye gelmiyor, diye Allah’a sitem ediyoruz.
İran’da kadınlar bayram sabahı saçlarını göstermemek için değil, öldürülmemek için başlarını örtüyor.
Afganistan’da bayram tatili yok; çünkü kız çocuklarına zaten eğitim hakkı yok. Gazze’de bayram namazı, bazen bir mezarlıkta kılınıyor. Orası en sakin yer çünkü.
Bayram bayram değil artık; sadece bir takvim yaprağı. Üzerine biraz keder, biraz da alışveriş indirimi serpiştirilmiş.
Sünni misin? Şii mi? Alevi misin yoksa? Mezhebinize göre bayramınız değişebilir.
Örneğin, Suriye’de bir Sünniysen, Şii milislerden saklan; Şiiysen, cihatçılardan korun.
Irak’ta yanlış mahallede bayramlaşmak ölüm sebebi olabilir.
Türkiye’de hâlâ bazı Alevilerin evlerine çarpı işareti konuluyor. Hediye değil, nefret bırakılıyor kapı önlerine.
Bayramda kardeşlik vurgusu yapılır ya hani, işte o kardeşlik bizde hep “sen bizden ol yeter” şartına bağlıdır.
“Bayramda küsler barışsın” diyorlar. Ama toplum, asırlardır kendisiyle küskün.
Kadın kendine küs, işçi emeğine, genç geleceğine… Küs olmayan bir tek muktedirler. Onlar mutlu çünkü herkes susuyor, korkuyor, razı oluyor.
İran’da şeriat polisi kadına bayram şekeri yerine cop uzatıyor.
Taliban bayram hutbesinde cennetten bahsediyor ama kadınların bu dünyadaki yerini unutturuyor.
Türkiye’de cemaatler şeker dağıtıyor, ama onunla birlikte sadaka kültürünü, bağımlılığı ve biatı da...
Kısacası bayram şekeri ağızda tat bırakıyor, ama ardında hep bir sus payı gizli.
Emperyalizmin İslam coğrafyasındaki bayramları çok daha renkli.
Petrol gelirleriyle kutlama yapıyorlar. Suudi kralları, altın çatal bıçaklarla kurban eti yiyor.
Yemen’de halk açlıktan ölüyor ama Kâbe’de VIP bayram duaları ediliyor.
Batılı şirketler, bizim coğrafyaya “yardım kolisi” gönderip hem vicdan rahatlatıyor, hem de reklam alıyor.
Onlar kazanıyor, biz dua ediyoruz.
İyi bir iş bölümü doğrusu!
Peki tekrar soralım: İslam dünyası bayramı hak ediyor mu?
Bugünkü haliyle hayır. Çünkü bayram sadece tatil değildir; vicdanın da, yüzleşmenin de, onurun da bayramıdır.
Kendi halkını ezen, kadınını susturan, çocuğunu kandıran, mezhep diye kardeşini boğan bir toplumun kutlayacağı şey bayram değil, sadece bir kandırmacadır.
Ama...
İranlı bir kadının saçında, Filistinli bir çocuğun taşıdığı öfkede, Kürt bir annenin yaslı gözlerinde, Afgan bir öğretmenin umutla sakladığı kitapta hâlâ bir kıvılcım var.
Gerçek bir bayram oradan yükselebilir.
Ama bunun için önce yüzleşmek gerek.
İnanmak değil, anlamak gerek.
Boyun eğmek değil, ayağa kalkmak gerek.
Belki o zaman…
Bayram gerçekten mübarek olur.
Bayramı hakediyorsak, herkese iyi bayramlar.
Yorumlar
Yorum Gönder