**"Duvar'ın Yıkılışı ve Özgür Basına Kurulan Ekonomik Abluka"**
**"Duvar'ın Yıkılışı ve Özgür Basına Kurulan Ekonomik Abluka"**
Bir duvar daha yıkıldı. Ama bu, yalnızca tuğlalardan örülü bir duvar değildi; gerçeği savunan, iktidarın karşısında eğilmeyen, halkın sesi olan bir duvardı.
Gazete Duvar kapandı.Bütün seslerimiz elimizden alınıyor birer birer. Gerekçesi, her ne kadar ekonomik sıkıntılar olarak lanse edilse de, aslında bu bir kapanış değil, planlı bir boğma operasyonunun sonucu.
Türkiye'de muhalif basın, artık sadece kalem gücüyle değil, finansal kıskaca alınarak susturuluyor.
Bağımsız medyanın çöküşü bir tesadüf mü? Medyascope işten çıkarmalarla sarsıldı, Artı Gerçek küçülmeye gitti, 10Haber krizle boğuşuyor.
Bütün bunlar olurken, havuz medyası kamu kaynaklarıyla beslenmeye devam ediyor. Devletin reklamlara, fonlara, ihalelere boğduğu iktidar yanlısı medya kuruluşları, suni teneffüsle yaşatılırken, halkın gerçek haber alma hakkını savunan gazeteler birer birer boğuluyor.
Susturmanın yeni yolu sansür değil, ekonomik abluka!
Duvar, 2016’da yükseldiğinde bu ülkenin cesur kalemlerine bir nefes olmuştu. Sansüre direndi, yalanın karşısında durdu, gerçeği anlattı.
Ama ne oldu? Devlet ilanları verilmedi. Fonlar kesildi. Gelir kaynakları tıkandı. Ve sonunda ekonomik çıkmaz, bir duvarı daha çökertti. Ama bu bir çöküş değil; bilinçli bir yok ediştir!
Bugün Türkiye’de gazeteci olmak, sadece haber peşinde koşmak değil, aynı zamanda geçim sıkıntısıyla boğuşmak demek.
İş güvencesi yok, maddi destek yok, yargı baskısı var, sansür var. Muhalif bir gazetenin yaşaması için artık sadece haber yapması yetmiyor; bir yandan da ekonomik savaş vermesi gerekiyor.
Ama bu savaşta cephanesi yok! Çünkü kaynaklar sadece tek sesli medyaya akıyor. Gerçekler açlıkla susturuluyor.
Bu ülkenin basını bir enkazın içinde. Gazete Duvar sadece bir başlangıç. Eğer böyle devam ederse, halkın sesi olan ne kadar yayın varsa, tek tek yok olacak.
Ve kimsenin umurunda değil oranın emekçileri. Evine ekmek götürebilecek mi? Kirasını ödeyebilecek mi? Hem sesimiz kısılıyor hem aç, susuz bırakılıyoruz. Yok oluyoruz.
Sonra geriye ne kalacak? Tek bir ses, tek bir söylem, tek bir iktidarın çizdiği medya haritası. Bugün bir gazete kapanıyor ama aslında olan, Türkiye’nin özgür haberciliğine vurulan bir darbedir.
Hala olayın farkında olmayan, vurdum duymaz yaşayan insanlar var bu ülkede. Emin olsunlar sıra onların böyle giderse.
Eğer bu çürümüş düzen devam ederse, bir gün kimse gerçeği anlatamayacak. O gün geldiğinde, gerçeği söyleyecek bir Duvar kalmayacak. Ama unutmayın: Duvarlar yıkılabilir, ama gerçek yıkılmaz!
Yorumlar
Yorum Gönder