**"Ateşi Çalanlar"**

 **"Ateşi Çalanlar"**


Tanrılar, krallar, tiranlar korksun. Çünkü biz hâlâ buradayız. Çünkü biz bir kere "ateşi çaldık" ve onu asla geri vermeyeceğiz. Çünkü acılar, bizi yeniden ve yeniden diriltir.


Gözlerim ağır, bedenim yorgun, ama içimde yanmaya devam eden bir ateş var. Sönmüyor, eksilmiyor, aksine her darbede daha da harlanıyor.


 Yoldaşlarımın isimlerini duvarlara yazdığım o geceleri hatırlıyorum. Bir an durup ellerime bakıyorum; artık mürekkep değil, kan bulaşmış. Ama fark eder mi? İkisi de bir iz bırakır. İkisi de bir hikâye anlatır.


Senin sesini duyar gibi oluyorum. Rüzgârın içinde kaybolmuş, usulca yankılanan, geçmişten gelen bir fısıltı gibi:

"Bunu bırakmalısın."

Kaç kere söyledin bunu? Kaç kere gidişine bahane ettin bu cümleyi?

Ama ben bırakamazdım. Bırakmak, yenilmektir. Ve biz yenilmeyiz.


Hatırlıyor musun? O yağmurlu akşamı? Islak kaldırımlarda yürüdüğümüz, neon ışıklarının yüzüne vurduğu o anı? Ellerim titriyordu, ama sen fark etmemiştin. 


Ya da fark edip de görmezden gelmeyi seçmiştin. "Bu yolda kaybolacaksın," demiştin, "bu yolda herkes kaybolur." Ama ben kaybolmadım. Kaybolmadım, çünkü ben bir kere ateşi çaldım ve karanlığa asla geri dönemem.


Sen gittin. Gitmeliydin. Beni sevdiğin için gitmeliydin, bana kıyamadığın için, içimdeki yanmayı söndüremeyeceğini bildiğin için. 


Ama ben kaldım. Çünkü bu şehir benim. Bu sokaklar, bu duvarlar, bu kaldırımlar, uğruna yemin ettiğimiz tüm düşler bizim.


Gece olunca, yalnız kaldığımda, seni düşünüyorum. Aklıma gülüşün geliyor, bazen de öfkeyle sıktığın o yumrukların.


 Bana kızdığın zamanları hatırlıyorum, çünkü nedenini bilmeden bile kızardın. Bir gün oturup anlatacaktım sana her şeyi, ama olmadı. Gidince, anlatılmayanlar bir daha asla söylenmez. Eksik bir cümle gibi, havada asılı kalır.


Ben anlatamadım, ama belki anlarsın.

Ben mücadeleyi seçmedim. Mücadele beni seçti.


Şimdi yoldaşlarım birer birer eksilirken, her biri düştüğünde içimde bir şeyler koparken, yine de devam ediyorum. 


Çünkü bir devrimci durmaz. Bir devrimci, acıyı da, kaybı da, yalnızlığı da göze almıştır. Bunu, tarih boyunca yaşayan her Prometheus gibi bilerek yürürüz bu yolda.


Karanlık sokaklarda yürürken, gözlerimi kapatıyorum. Korkmuyorum. Çünkü korkuya yer yok içimde. Yüzümü yıldızlara çeviriyorum ve bir söz fısıldıyorum kendi kendime:


"Bizi yok edemezler. Biz bir kere ateşi çaldık."


Yarın ne olur bilmiyorum. Ama bu gece, rüzgârın sesinde senin ismini duyuyorum. Belki de hiçbir zaman yanımda olmadın, belki de hiç gitmedin. Ama ne olursa olsun, unutma:


Biz hepimiz birer Prometheus’uz. Acılar bizi yeniden ve yeniden diriltir. Ve biz, küllerimizden doğmaya çoktan alıştık.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**