**"Dikensiz Gül Bahçesi"**
Denemelere devam, Belki hepsinden kısa bir öykü çıkar.
**"Dikensiz Gül Bahçesi"**
Kadın pencerenin önünde duruyordu. Şehrin puslu sabahı, uykusuz geçen gecesinin içine sızıyordu. Telefonu hâlâ elindeydi, ekran parlaktı. Kelimeler gözünün önünde sıralanmıştı.
Adamın tüm ısrarlarına ve sevgi sözcüklerine karşı söylediği tek cümleydi :
"Ben bu ilişkiyi istemiyorum."
Yazdığına öylece baktı. Harfler soğuktu. Karşıdaki adamın kelimeleri ise sıcaktı, ıslak, yapışkan. Sevgi sözcükleri arasında boğuluyordu.
"Sensiz nefes bile alamam."
Dudaklarına alaycı bir gülümseme oturdu. Nefes almak… Hayat dediğin bu muydu? Nefes almak için bir başkasına ihtiyaç duymak mı? diye düşündü kadın.
Sırtını koltuğa yasladı. Cümleleri bir çivi gibi aklına çakılıyordu. Daha dün , deli gibi sevmişti onu, soğuk bir kış gecesinde… Şimdi ise, onu düşünmek bile ağır geliyordu.
Telefonun diğer ucundaki adam, ellerini saçlarına daldırdı. Kalbi sıkışıyordu. "Hâlâ seviyorsun, biliyorum." demek istedi. Ama kelimeler boğazına takıldı.
Kadın tekrar yazdı:
"Bir ilişki için neden bu kadar çabalayayım ki? Kendimi neden sıkıntıya sokayım?" Beni bu kadar yoran bir ilişki için?
Adam ekranına düşen mesajı gördü. Parmakları titredi. Bir kadın neden böyle konuşurdu? Aşktan, sevgiden bahsetmeden… Yalnızca bir gereklilik gibi…
"Sana tapıyorum, sana mecburum." diye yazdı.
Karşı taraftan tek kelime geldi:
"Beter ol."
Bıçak gibi kestiği bir kelimeydi bu. Soğuktu, keskin ve acımasız.
Kadın pencereyi açtı, soğuk bir rüzgâr yüzünü okşadı. Başını kaldırdı. Gökyüzü masmaviydi.
Tek kişilik bir dikensiz gül bahçesi… İşte istediği buydu. Bir aşk ilişkisi olmayan. Her aşk insanı yoruyordu. Bunu öğretmişti yaşanmışlıklar.
Telefon çaldı. Erkek hâlâ yazıyordu. Hâlâ umutla, hâlâ sevgiyle, hâlâ özlemle…
Kadın telefonu kapattı. Sessizlik odayı doldurdu.
Kendi dünyasına döndü, hiçbir dikenin batmayacağı bir bahçeye.
Mutluluk denilen bu muydu? Yoksa güle dikenleriyle birlikte sahip olmak mı?
Dikensiz bir gül bahçesi olur muydu?
Dışarıda şehir uğultusu devam ediyordu. Bir ilişki daha, buhar olup gökyüzüne karışıyordu.
Yorumlar
Yorum Gönder