**"Ateşkes mi, Şartlı Bekleyiş mi?"**
**"Ateşkes mi, Şartlı Bekleyiş mi?"**
Tarih sahnesinde her çağın kendi ezgisi vardır. Kimisi gürültülü, kimisi fısıltılı. Kimi zaman bir halkın özgürlük şarkısı, kimi zaman bir ağıt.
Bugün ise sahnede bir başka türkü var: PKK’nin ateşkes ilanı. Ama bu, sadece bir melodi değil, sözleri dikkatle okunması gereken bir marş gibi görünüyor.
PKK Yürütme Komitesi’nin açıklaması, Öcalan’ın çağrısına harfiyen uyacaklarını duyuruyor. İlk bakışta, "İşte barışın kapısı aralanıyor" diyenler olabilir.
Ancak, satır aralarında "şartlı bir kabul" olduğunu görmek için derin bir nefes alıp yeniden okumak gerekiyor. Öcalan’ın 27 Şubat'ta yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı", PKK tarafından "olduğu gibi benimsendiği" söyleniyor ama hemen ardından kritik bir not düşülüyor:
"Başarı için demokratik siyaset ve hukuki zeminin uygun olması gerektiğinin altını çizmek istiyoruz."
Bu ne anlama geliyor? Açıkça şu: Ateşkes var ama temkinli. Süreç ilerleyip ilerlemeyeceği, devletin adım atıp atmayacağına bağlı. Silahlı mücadelede bir duraklama var ama bu, silahların tamamen sustuğu anlamına gelmiyor. Zira açıklamanın devamında şu cümle dikkat çekiyor:
"Üzerine saldırı olmadıkça hiçbir gücümüz silahlı eylem yapmayacaktır."
Peki ya saldırı algısı nasıl tanımlanacak? Operasyonlar mı? Siyasi baskılar mı? Yoksa müzakerelerin tıkanması mı? Soruların cevapları, sürecin istikametini belirleyecek.
Ve sonra asıl meseleye geliyoruz: Silahsızlanma. Açıklamada net bir ifade var:
"Silah bırakma gibi hususların pratikleşmesini ancak Önder Apo’nun pratik öncülüğü gerçekleştirebilir."
Bu, Öcalan’ın özgürlüğü olmadan silahların bırakılmayacağı anlamına mı geliyor? Açıklamanın devamında "Önder Apo’nun fiziki özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşması gerekir" denilerek bu şarta vurgu yapılıyor.
Açıkça anlaşılıyor ki PKK, Öcalan’ın serbest kalmasını barış sürecinin ön koşulu olarak görüyor.
Bunun bir adım ötesinde, PKK kendi kongresini toplamak için hazır olduğunu söylüyor ama yine bir şart koyuyor:
"Ancak bunun gerçekleşebilmesi için uygun güvenlikli ortamın oluşması gerekir."
Yani, barış sadece çağrıyla değil, koşullarla geliyor.
Peki Bu Ne Anlama Geliyor?
Bu açıklamanın iki yönü var:
1. Birinci yön: Ateşkes, Öcalan’ın çağrısına doğrudan bir yanıt. PKK, liderine bağlılığını teyit ediyor ve onun çizdiği yolu takip edeceğini söylüyor.
2. İkinci yön: Ateşkes koşullara bağlı. Silahlı eylemsizlik var ama bu, PKK’nin mücadeleden çekildiği anlamına gelmiyor. Siyasi bir sürecin başlaması için devletin de adım atması gerektiği vurgulanıyor.
Bu durumda, Kandil’in Öcalan’ın çağrısını tümüyle ve şartsız kabul ettiğini söylemek zor. Evet, çağrıya uyuyorlar ama belirledikleri çerçevede.
Bu süreçte devlet nasıl bir tutum sergileyecek? Barışın melodisi bir ezgiye mi dönüşecek, yoksa yine yarıda kalan bir şarkı mı olacak?
Türkiye'nin siyasi atmosferi ve önümüzdeki süreç, bu çağrının bir barış marşı mı yoksa bir bekleyiş ağıdı mı olduğunu gösterecek.
Ve biz? Biz bu türküyü daha önce de dinledik. Bu kez sonuna kadar söylenebilecek mi, hep birlikte göreceğiz.
Herkesin beklediği barışa kavuşmak dileğiyle. Artık top devletin ayağında.
Yorumlar
Yorum Gönder