**"Roboski: Devlet Aklının Bombaladığı Yoksulluk"**
Roboski, bir “hata” değil; yoksulluğun, Kürt olmanın ve sınıfsal inkarın gökten bombalanmasıdır. Devlet aklı korundu, bir halkın emekçi çocukları öldü; dosya kapandı ama suç kapanmadı. Bu yüzden Roboski’yi hatırlamak vicdan değil, sınıf görevidir.
**"Roboski: Devlet Aklının Bombaladığı Yoksulluk"**
Hemen konuya gireyim.Roboski; oğlunu cesetler arasında arayan bir annenin “Benim oğlum uzundu, beni öperken hep eğilirdi” diye haykırdığı yerdir.
Devlet aklının göğü karartıp genç bedenleri paramparça ettiği 28 Aralık 2011’dir. Bir yanımız insanlık adına, bir halkın acıları adına bu coğrafyada, Halepçe’de elma kokusuyla nefessiz kalırken, bir yanımız Roboski’de parçalanır; bu bir “olay” değil, üstü örtülmüş bir katliamdır.
Roboski’de bombalanan şey bir “istihbarat hatası” değildi; yoksulluktu, sınıftı, Kürt olmanın ve sınırda hayatta kalmaya çalışmanın bedeliydi.
Devletin gözünde mazot bidonlarıyla yürüyen çocuklar, köylüler, emekçiler; birer “hedef”ten ibaretti. Çünkü bu ülkede yoksul, hele Kürt yoksuluysan, hayatın zaten düşük yoğunluklu bir savaş alanında geçer.
28 Aralık 2011 gecesi F-16’lar gökten sadece bombayı bırakmadı; hukuku, adaleti, vicdanı da bıraktı. Sonrası malum: “Kasıt yok”, “kaçınılmaz hata”, “kanunun emri”.
Sınıfsal devlet refleksi tam da burada devreye girdi. Yukarıda karar alanlar korunurken, aşağıda ölenlerin ailelerine sus payı gibi tazminat teklif edildi. Kabul etmeyenlere ise uzun, karanlık bir adalet koridoru reva görüldü.
TBMM raporları, takipsizlik kararları, reddedilen önergeler… Hepsi aynı cümleyi kurdu: Devlet hata yapmaz, yoksul ölür.
Roboski bize şunu bir kez daha gösterdi: Bu ülkede güvenlik politikaları sınıfsaldır. Sınır ticareti diye adlandırılan şey, aslında bölge halkının hayatta kalma pratiğidir; ama devlet bunu kriminalize eder, sonra da “terörle mücadele” diyerek bombalar.
Sermaye için sınırlar esnektir, emekçi için ölümcül. Büyük şirketler kaçırdığında teşvik alır, köylü mazot getirdiğinde hedef olur.
Roboski kapanmadı. Kapanamaz. Çünkü bu bir “olay” değil, bir rejim meselesidir. Hesap sorulmadıkça, sorumlular yargılanmadıkça, bu ülkenin emekçileri için gökyüzü hep tehdit olmaya devam edecek.
Ve biz biliyoruz: Adalet, devletin lütfu değil; örgütlü halkın, sınıf mücadelesinin zoruyla alınır. Roboski’yi unutmamak, sadece bir vicdan meselesi değil; sınıfsal bir görevdir.
İşçi sınıfının iktidarının kuramadıgımız her zaman kaybı bize ölüm olarak geri dönecektir.
Yorumlar
Yorum Gönder