**"Çocukluğun Kuşatılması"**

 **"Çocukluğun Kuşatılması"**


' 4-6 yaşındaki çocukların “kreş” adı altında cemaat kurslarına yönlendirilmesi; pedagojik aklın değil, siyasal-ideolojik tercihlerin ürünüdür. Bu tercih, gericiliği toplumsal dokunun en derin hücresine - çocukluğa - işlemek isteyen sınıfsal bir mühendislik faaliyetidir.'


Akp iktidarı ile artık o kadar çok görmeye duymaya başladık ki, bilmem hangi tarikatın veya cematin kreşi kayıtlara başlamıştır diye. 


Eğitim bu iktidar döneminde alenen cemaatlere teslim edilmiş. İlginç olan ise buralara gönderilen,yönleendirilen çocukların hepsi emekçi, işçi fakir aile çocukları. Çünkü onların çocukları artık Amerika'da doğuyor. 


Bu iktidarın çocukları bu şekilde tarikatlara teslim etmesi, okullarda değerler eğitimi altında imamları okullara kafar sokması başka bir politikaya hizmet ediyor.Bu bir eğitim politikası değil; küçücük çocukların dünyasını kuşatma harekatıdır. 


Sokaktaki emekçinin çocuğunun geleceği ile Saray’ın “yeni toplum” tasavvuru arasına çekilmiş görünmez bir sınırdır bu. Adı “kurs”, “kreş”, “manevi eğitim” olabilir… Ama içerik, iktidarın gerici toplumsal projesinin birebir nüvesidir.


Pedagoji Ne Der?


Çocuk gelişiminde  biliminin ezberlediği bir gerçek var: 4-6 yaş arası çocuk, oyun ve özgür etkileşimle büyür. Bu çağda çocuk, “itikat öğretme”, “ahlak kazandırma”, “disipline sokma” gibi yetişkin fantezilerini taşıyamaz. 


Çünkü henüz soyut düşünemez; çünkü otoriteyi sorgulayamaz; çünkü kişiliği kaba bir kalıba dökülecek hamur değildir.


Cemaat tipi kapalı kursların “eğitim” adı altında yaptığı tam da budur. Oyun çağındaki çocuğa, sorgusuz biat kültürü empoze etmek.


Psikoloji buna “erken koşullanma” der. Yani çocuğun özgür kişiliği daha filiz halindeyken belirli bir otoriteye duygusal bağ kuracak şekilde şekillendirilir. Bu, çocuğun bilişsel (zihinsel) gelişimini değil, uysal bir benlik yaratmayı hedefler.


Kreşin görevi oyunlaştırmak, sosyal bağ kurdurmak, çocuğun güvenli bir alan içinde dünyayı tanımasını sağlamaktır.


Cemaatin , tarikatın görevi ise  başka bir şeydir.

Bir çocuğun zihninde merakın yerine dogma konursa, o çocuk dünyayı keşfetmez; dünyaya itaat eder.


Yapılmak istenen gerici siyasetin inşa planından başka bir şey değildir. Ama bunu yönetebilecekleri kitle için isterler asla kendi çocukları için değil. 


Bu tabloyu “pedagojik hata” diye açıklamak yetersiz kalır; ortada bilinçli bir siyasal tercih var.


İktidar uzun zamandır eğitimi piyasalaştırıyor, dinselleştiriyor ve cemaat, tarikat ağlarına devrediyor. Çünkü çocukluktan itibaren “itaatkar ve sadık kitle” yaratmak, siyasal rejimlerin en eski ve en kestirme yöntemidir.


Bu kurşun kalemle yazılmış bir politika değil; kazmayla taşa işlenmiş bir sınıfsal stratejidir:

Yoksul emekçi ailelerinin çocuklarını ideolojik kuşatma altına almak.


Neden yoksullar en çok bu kurslara yönlendirilirler? 

Çünkü bu kurslara en çok yönlendirilenler, ücretli kreşe bütçesi yetmeyen aileler. 


Devletin kreş açmaması tesadüf değil; cemaatlere “müşteri kitlesi” yaratan bir tercihtir. 


Bir yanda özel okul ve özel kreşlerde robotik kodlama, yaratıcı drama, spor ve sanat etkinlikleri alan çocuklar…


Öte yanda “yaramazlık şeytandandır” gibi cümlelerle büyütülen, bedenini, sesini, hayal gücünü bastırarak yetişen çocuklar…


Bu, toplumun geleceğini iki ayrı sınıfa bölen bir üretim hattıdır.


Saray rejimi çocuk eğitimini üç parçaya ayırdı:


1. Zengin çocukları için piyasalaşmış, yüksek teknolojili özel kreşler.


2. Orta sınıfa yönelik kısmen kamusal ama kısıtlı seçenekler.


3. Yoksul sınıflar için “kreş” adı altında cemaat ve tarikat kursları.


Bu tablo, sınıfsal ayrışmanın en çıplak halidir.

Pedagoji değil, sınıf siyaseti konuşuyor burada.


Cemaat kursları çocuğu özgür bir birey olarak değil, “yerini bilen bir kul” olarak düşünür.


Kapitalist-emperyal siyaset ise tam da bunu ister: itaatkar emek gücü. Dolayısıyla gericilik ile kapitalizm burada birbirinin eli-kolu olmuş durumda.


4 yaşındaki bir çocuğun zihnine müdahale etmek; 40 yaşındaki bir işçiyi dönüştürmekten çok daha kolaydır. Bu yüzden rejim, yetişkinlerle değil, çocuklarla ilgileniyor.


Bu yüzden kreş değil, kurs açıyor. Bu yüzden pedagojiyi değil, tebliği önemsiyor.


Çocuğun duygu dünyasına el atarsan, toplumun geleceğini şekillendirirsin. Gericiliğin en ürkütücü yanı budur: geleceği bugünden hapsetmek.


Eğitim, bir ülkenin en derin siyasal aynasıdır. Bugün o aynaya baktığımızda gördüğümüz şey, çocuğun dünyasının karartılmasıdır. 4-6 yaş grubu cemaat kursları, bir pedagojik tercih değil; sınıfsal bir hegemonya inşasıdır.


Eğer bu ülkenin çocukları özgür bireyler olacaksa, kreşler devletin kamusal sorumluluğu olmalı; cemaat ağlarının değil.


Çünkü çocuk, toplumun en masum varlığıdır;

onu ideolojiyle kuşatmak, geleceği çalmanın en incelikli yoludur.


Ve biz bunu gördükçe susamayız. Çünkü bu ülkede gerçek anlamda yerine gelmeyen tek şey, çocukların hak ettiği eşit ve özgür yaşamdır.


Bir çocuk ağlarsa, sadece bir ev değil; bir toplumun vicdanı çöker. O yüzden mesele kreş değil, çocukluğun kimlerin elinde büyüdüğüdür.

Yorumlar