**"Yıkıntıların Arasında Yol Arayanlar"**
**"Yıkıntıların Arasında Yol Arayanlar"**
Rüzgâr, devrilmiş duvarların arasından uğuldarken, taşların arasında hâlâ yanmamış bir kâğıt parçası buldum. Üzerinde yarım kalmış bir slogan, silinmiş bir imza…
Bir zamanlar burada işçi sınıfının sesi vardı; grevlerde yükselen, fabrikaların kapısında yankılanan, meydanlarda haykırılan… Şimdi hepsi, harfleri dökülmüş bir duvar yazısı gibi yarım.
Yıkıntılar…
Sadece taş değil, sınıfın örgütlü gücü de yıkılmış.
Bir direnişin bastırılışı, bir sendikanın tasfiyesi, bir partinin susturuluşu…
Ama biz biliriz ki, yıkıntıların altında kalan her şey, toprağa karışır, toprağın hafızasına işlenir. Ve toprak, işçinin kanını da, alın terini de saklar.
Ayağımın altındaki taşları çevirirken, kimi zaman bir grev bildirisi, kimi zaman pas tutmuş bir işçi rozeti çıkar aralarından, geçmişten seslenir. Pas, metalin ölümü değil, sınıf kavgasının tanıklığıdır.
Bir yol arıyorum.
Bana patronların, reformistlerin ya da teslimiyetçilerin gösterdiği yollardan değil.
Kendi yolumu, işçi sınıfının yolunu.
Çünkü bu yıkıntılar arasında hazır bir harita yok; ama bir pusula var hala yol gösteren. Proleteryanın devrimci önderi.
Ama yön duygum kaybolmuş değil. Yön, yıldızlardan değil, proleteryanın kolektif bilincinden alınır.
Yıkıntılar, yalnızca yenilginin değil, yeniden doğuşun da toprağıdır.Buradan çıkış, ancak örgütlü mücadele ile mümkün.
Taş taş, harf harf, emek emek… Ve o yol, sadece bana değil, zincirlerini kırmak isteyen bütün sınıf kardeşlerime uzanmalı.
Biliyorum, yol uzun, dikenli, belki daha zorlu olacak.
Ama işçi sınıfı yürümeyi bırakmadığı sürece, yıkıntıların üstünde bile bir şehir kurulur.
Ve o şehirde, bugünün sessizliği değil, yarının devrim marşları yankılanır.
Yorumlar
Yorum Gönder